Skip to content
Joomla extensions and Joomla templates by JoomlaShine.com
Buradasınız:
2010 Sonuna Kadar Düzyazı
Son Güncelleme ( 01 04 2008 )
 

Başlığı biraz uzatmak adına "2010 Sonuna Kadar Dere Tepe Düzyazı" da diyebilirdim.
Kimi zaman işimle ilgili bazı yeni öneriler geliyor bana. Hemen herkese biraz esprili bir dille şu yanıtı veriyorum: "Değil yeni bir projeye kalkışmak, 2010 Sonuna kadar kimselere selam bile verecek durumda değilim."

Bir boğa inadıyla, belli bir çalışma programı içinde yaşamı takvimlendirerek ilerleyen biri olduğum, beni izleyenlerin yabancısı olduğu bir şey değil elbet. Örneğin geçen gün, önümüzdeki yıllarda tamamlamayı düşündüğüm yazı kitaplarının adlarını alt alta sıralamaya kalktım, baktım tam 12 kitap ediyor. Bazılarının fikri çok eskilere dayanıyor, bazıları ise son yıllarda oluşmuş tasarılar.
Bu kitapların ilkini 2008'in sonbaharında yayımlamayı düşünüyorum: Hayat Atölyesi. 2002 yılında Milliyet gazetesinin haftalık kültür-sanat ekinde tam sayfa olarak yayımlanan "geniş" köşemin adıydı "Hayat Atölyesi". Orada haftalar boyunca yayımlanmış yazılarımdan bu kitap için bir seçme oluşturuyorum şimdi. Eski yazıların üstünden geçmek, yeni yazı yazmaktan her zaman daha güç olmuştur benim için. Zamanın pirincini ayıklamak gibi bir şeydir bu. Dört bölümden oluşacağını sandığım bu kitaba adını veren "Hayat Atölyesi", aynı zamanda üçüncü bölüm olarak yer alacak kitabın içinde. Diğer bölümlerin adlarıysa sırasıyla şöyle: "İstediler Yazdım", "Sordular Söyledim", "Yazmasam Olmazdı". Başlıkları, bölümlerin içeriği konusunda sizlere şimdiden bir fikir verir diye saydım.
Kitabın neredeyse hazır olan kapak tasarımını, düzyazı kitaplarımın tümünü tasarlayan Pınar Kazma yaptı.

***

Konuyu açmamın bir nedeni, Milliyet Sanat dergisinde yayımlanan "Origami"nin katlanmış kâğıtlarının ileride nerelere gideceğini, hangi kitaplarda nasıl toparlanacağını şimdiden merak eden tezcanlı okurlar içindi. Bunlardan bir bölümünün ileride ne olacağını ben de bilmiyorum doğrusu. Bildiklerimi söyleyebilirim:

"Origami" sayfalarında yayımlanan sonu üç nokta (…) ile biten başlıklı yazıların tümü, Şiir Kitabım'a gidecek. Bu başlıkların, yazıların ilk cümlesinden alınma ilk birkaç sözcükten oluştuğu meraklılarının gözünden kaçmamıştır. Günün birinde Şiir Kitabım bir bütün olarak kitaplaştığında, sanırım bu özellik büsbütün görünürlük kazanmış olacak. Bu notları, daha önce kimi  yazarların da yaptığı gibi numaralandırarak yayımlamak da bir yoldu elbet. Nitekim söz konusu bu kitaptan alınma ilk dört bölüme Elli Parça içinde yer verirken ben de böyle yapmıştım, ama bunların tümünü numaralı başlıklarla yayımlamanın okuru; her birine tek tek başlık bulmak zorunda kalmanın da beni gereksiz yere yoracağını düşünerek sonunda bu yola gittim. Her yazının giriş cümlesinden alınan ilk birkaç sözcük, o yazının başlığını oluşturdu. Böylelikle şiir sanatına ilişkin bu yazılara sayfa içinde "ayırıcı" bir özellik kazandırdığımı düşünüyorum.

Bu örneği anmamın bir diğer nedeni, çalışmalarımı nasıl yöntemlendirdiğim konusunda özel merakları olan okurları bilgilendirmek; hem ileride yayımlanacak olan bir kitabın harcını çatma, hem şimdinin dergi sayfalarındaki dağılım kompozisyonunu aynı anda nasıl gözettiğim konusunda fikir vermek içindir.

Şimdiden belirtmek erken mi bilmem: Zaman içinde bu doğrultuda biriken notlardan oluşacak olan Şiir Kitabım, sanırım benim şiir sanatı ve poetikalar konusunda yazılmış tek kitabım olacak.

***

Bazı okurların benim özellikle deneme kitaplarımı sevdiklerini, izlediklerini biliyorum. Onlar dere tepe düzyazı seviyorlar.

Bugüne kadarki yazı serüvenimden anlaşılmış olduğunu sanıyorum. Her kitap için ayrı oluşturduğum havuzların zaman içinde dolmasıyla ilerliyor kitaplarım.
Benden önce başka yazarların denemiş olduğu "fragman"lar ya da "okuma notları" denebilecek bu kısa yazı biçimini, ben de özellikle "Hayat Atölyesi"nde büyük ölçüde kullanmakla birlikte, yeni keşfediyor sayılırım.

Kimi konular malzemesi gereği uzun yazılara doğru derişirken, kimileri şimşek çakımı aydınlanma anlarına gerek duyarlar. "Fragman biçim" diye adlandırılan bu kısa yazılar doğaları gereği, konu hakkında başkalarının zihninde bir kıvılcım tutuşturmayı ve birlikte düşünerek konuyu köpürtmeyi amaçlar.

"Origami" başlığı altında dergide yayımlanacak bu çeşit kısa yazılarımın çoğunun, adını 227 Sayfa koyduğum kitaba doğru ilerlediğini şimdiden söyleyebilirim. Bu kitabı da daha sonra benzer adlı bir diğer kardeşi izleyecek.

***

Meskalin 60 draje ile başlayan Bir Kutu Daha ile süren düzyazılarımı içeren kitapların üçüncü ve son halkası Son Bir Kutu Daha, yirmi yazıdan oluşan bir kitap olacak. Burada yer alacak yirmi yazının adı, konusu, içeriği şimdiden belli; bir bölümünün notları hazır. Ne var ki, benim onların başına çökmem gerekiyor.

Son Bir Kutu Daha'nın yirmi yazıdan oluşması ise rasgele bir karar değil. Böylelikle kendini üç  kitap boyunca kateden bu diziyi zamanla yüz yazıya tamamlamış olacağım
Meskalin 60 draje içindeki sinemayla ilgili kimi yazılar, daha sonra Kullanılmış Biletler içinde yer aldığı için, haliyle bu kitaptan sökülmüş olacaklar. Drajelerin sayısı eksilmesin diye, onların yerine yenileri yazılacak ve daha ileri bir tarihte bu ayıklanmış, yenilenmiş haliyle Meskalin 60 draje, Bir Kutu Daha, Son Bir Kutu Daha hep birlikte yüz yazıdan oluşan ve adı Meskalin 100'lük Paket olan tek bir kitap halini almış olacak.
Bütün bunlar ne zaman mı olacak? Bilmiyorum.
Bütün bunları niye mi anlatıyorum? Bilmiyorum.
Belki erken ölmekten korkuyorumdur. Bunları tamamlayamadan, sizler öğrenemeden çekip gitmekten. Her zaman yaptığım gibi akrabam bildiğim okurlarımla paylaşmak isteğinden. Belki de düpedüz gevezeliğimden. Artık siz karar verin.

***

"Meskalin" dizisinde yer alan kitaplarda yer alan kimi yazıların sonrasına ilişkin kimi gelişmeler, tartışmalar ya da benzer durumlar nedeniyle aynı konularda bir kez daha söz alma gereği duyduğum yazıları Çift Dikiş Yazılar başlığıyla ayrı bir kitapta toplamayı düşünüyorum. Bu özelliğiyle bu üç kitabın yakın akrabası sayılabilecek olan Çift Dikiş Yazılar'ın ancak Meskalin 100'lük Paket tamamlandıktan sonra bütünlenebileceğini sanıyorum.

"Origami"nin diğer yazıları ise zaman içinde olasılıkla Stüdyo Kayıtları, Tuğla adlı kitaplara dağılacaklar. Bu arada şimdiden söyleyeyim, kendi açtığım çeşitli havuzların sularıyla beslenen bu dağınık düzen yazıları, dergi sayfalarında bir arada tutan bir bağlamı adlandırmak için kullanıldığım "Origami" adını, ileride bir kitap adı olarak kullanmayacağım.

Düzyazı listemi oluşturan söz konusu bu 12 kitap içinde Geçerken Söylenmiş Sözler ile Anlatmanın Stratejisi ve Zihin Kurmak, adlarını şimdiden anabileceğim kitaplardır.
Niçin yazıyorum, daha başka hangi konularda yazmalıyım, değinmem gereken daha başka neler var, yazımı nasıl biraz daha derinleştirebilirim, yaşım ilerlerken yazıma ve kalemime ne yönde bir tutumluluk kazandırmalıyım ve benzeri konulardaki yazıları ise adına şimdilik "Yazının Dönemeçleri" dediğim bir kitapta toplayacağım. Nasıl Şiir Kitabım şiir sanatı ve poetika üzerine belki de tek kitabım olacaksa, bu kitap da "düzyazının doğası üzerine" tek kitabım olacak. Bu kitabın kimi parçalarına yakında "Origami"nin katlanmış kağıtları arasında rastlayacaksınız.
Benim zamana verdiğim kumaşlar bunlar, gerisi zaman denen terzinin ömrüme biçtiği makasa bakıyor.

 

01 04 2008 - Murathan MunganYazdırE-Posta

Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 364

  Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved

Yazılarla İlişiki Seçenekleri



Users' Comments () RSS feed Yorum

Gönderilen yeni yorum yok



mXcomment 1.0.8 © 2007-2008 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
Sonraki >
Advertisement
Üye Girişi
           | 
Avrupa'nın en büyük fotoğraf kulübü Flickr'da Mardin
Prof.Dr. Abdurrahman Aksoy Hakkı Dayı Mine Engin Tekay Ömer Sercan Elif Aktuğ Mahfi Eğilmez Nora Romi Deniz Yalım Kadıoğlu Reyhani Süreyya Tatlıdede Latif Öztürkatalay Neşet Karaca Reha Tartıcı Ayla Dündar Mine Karahan Ali Bulaç Murathan Mungan Aydın Ayaydın Estellooo Asude Akınlı Serdar Devrim Gürşah Özen Hande Kılıç Tijen İnaltong Nükhet Everi Handan Demiralp Bülent Tekin Melek Şimdi
Telkâri mi, Tayvankâri mi? Telkâri (gümüş işleme) sanatı, dinleri, dilleri ve hoşgörüsüyle binlerce yıllık bir kültür mirası olan Güneydoğu Anadolu’nun büyülü kentlerinden biri olan Mardin’de, Midyat bölgesinde bir Süryani geleneği olarak başlamış ve şu anda yörenin önemli geçim kaynaklarından birini oluşt...