Skip to content
Avrupa'nın en büyük fotoğraf kulübü Flickr'da Mardin
Buradasınız:
Bir Tel Çektim Mardin'den..

Herkese merhaba...

Cumartesi günü Mardin'deydik. Evvelâ "Sultan Şeyhmus Makamı", sonra "Kasımiye Medresesi" ve "Cihangirbey Türbesi", oradan "Mor Mihael Kilisesi", daracık ve inişli yokuşlu sokakları ile sihirli Mardin ve "Kırklar Kilisesi" yani asıl adı ile "Mor Behnam"...


Mardin'in tepeden baktığı uçsuz bucaksız Mardin-Nusaybin ovası, yani "medeniyetler toprağı" Mezopotamya. Sözcüklere sığdırılması gerçekten güç, bence her gezginin kendi Mardin'i vardır ve her biri kendine göre anlatacaktır bu ilginç şehri.


Güzel fotoğraflar, video çekimleri ve belleğimden kolay silinmeyecek kareleri eşliğinde ben de kendi Mardin'imle döndüm Diyarbakır'a. Aslında "döndüm" demek te fazla doğru sayılmayacak, bir tarafım orada kaldı, çünkü yetmedi bana bu kadarı. Tekrarı şart, orada geceleyip, sabahlayıp her anını ayrıca, hakkını vererek yaşamak gerekiyor.


"Kırklar Kilisesi"ndeki ayinden sonra yaptığımız TRT FM bağlantısının ardından kilise ruhanîsi sevgili Gabriel Akyüz ile yaptığımız uzun sohbet bizi nerelere götürmüş olmalı ki; ovaya güvercinlerin kanat seslerine takılarak usulca inen ve saygıdeğer ruhanînin aynı renkteki ipek ayin gömleğinin kıvrımlarında dağılan erguvan renkli akşamın bile farkına varamamışız. Burada geçen "mor" nitelemesi bildiğimiz mor rengi değil, Süryanî dilinde "aziz, sayın, kutsal" anlamını karşılıyor, aklıma gelmişken hemen belirteyim. "Mor Behnam Kilisesi"nde, ruhanînin çalışma odasında, yardımcısının saygıyla ikram ettiği soğuk şerbetlerimizi yudumlarken 1900'lerin başından kalma soluk fotoğraflara ve onlardan daha da eski hikâyelere dalıp gitmişiz Gabriel Akyüz'ün akıcı anlatımında, zaman takılıp kalmış duvardaki çok eski saatin akrebiyle yelkovanı arasında, dokunduğumuz herşeyin fısıldadığı görkemli geçmişin hatıraları bizi içinde bulunduğumuz zaman boyutundan koparıp nerelere fırlatmış meğer...


"Dönmek" gerektiğini farkettiğimizde çoktan hava kararmıştı. Aceleyle toparlanıp dönüş yoluna düşmek zor geldi doğrusu, sihirli Mardin'i arkamızda bırakıp ovanın bağrına yazıldık, konuşmadık fazlaca, herkes içinde yer eden "kendi Mardin'ini" düşündü, bir dahaki sefere kadar da düşünecek bana kalırsa...


Cumartesi akşamı inşallah "kraliçe kent"e dönüyoruz. Yazacak, anlatacak o kadar çok şey birikti ki, fotoğraflar ha kezâ. Bu gece yağmur var Diyar-ı Bekr şehrinde, Ramazan'ın ferahlığı, bereketi mi demeli? Bir mani ile virgül koyalım sözümüze en iyisi, devamı ve aslolanı sonra diyerek: Diyarbekir dört kapi, Gel bakh o yar ne yapi, Haçan ki beni göri, Başka küçeye sapi...


Selâm ve sevgi ile...

Bu makaleyi tavsiye et...

29 09 2006 - Handan DemiralpYazdırE-Posta

Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 1010

  Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:

Güvenlik kodu:* Code
Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved

Son Güncelleme ( 23 09 2007 )
 
< Önceki   Sonraki >

Öncelikle hasret kokan o güzelim toprağa ve isnanlarına selamlar olsun...Bu siteyi kurana teşekkürlerimi gönderiyorum.Gerçekten iyi yapmışsınız ki ben geç fark ettim herhalde ellerinize sağlık :)

Lion, Mardin Dostu

 

Avrupa'nın en büyük fotoğraf kulübü Flickr'da Mardin