Kaplumbağa ve tilki ortaklı buğday ekiyorlar. Çift sürecekler ama çift sürmek için gerekli kayışı unutmuşlar. “Ben gider getiririm,” demiş tilki. “Yok, yok!” demiş kaplumbağa.“Kayışı ben hemen gider getiririm!” Kaplumbağa gitmiş. Tilki bir iki bekler, bakar ki kaplumbağa ortada yok, mecbur olur, gider bir kayış alıp getirir. Hemen işe koyulur tilki. Tarlayı sürer, tohumu eker, gübre atar, sular, ekini büyütür. Ve artık iyice sararan ekinin biçme zamanı gelir. Kaplumbağa hâlâ ortalıkta yoktur. Ne yapsın zavallı tilki-iyi bir ortak bulmamıştır! Mecburen ekinleri biçer ve hatta tahılı samandan ayırır. Kaplumbağa yine dönmemiştir. Artık tahılı satmak için balyalara doldurur tilki. Balyaları da yan yana dizer. İşte o anda kaplumbağa görülür ve elinde kayış vardır. O an acele eden kaplumbağa balyalardan birine çarpar yanlışlıkla ve çok kızar: “Lanet olsun böyle acele işe!”
Bu kurguladığım fabl içinde bulunduğumuz durumu anımsatır. (Aslında anımsamak istemem ya-nedense aklımdan atamıyorum!) AKP iktidarı emekçileri-ulusal şartları dikkate almadan IMF politikalarını eksiksiz uyguladığından-perişan etti. İşçi, memur, emekliye para verdim diyorsa ayıp ediyordur. Durumları içler paralayıcıdır. Açlık ve sefalet diz boyu olduğu halde yoksullar-öyküdeki kaplumbağanın kayışı almaya gitmesi gibi-zamanın hiç geçmediğini sanıyorlar. Sanki yoksullara göre zaman durmuştur. AKP’nin geçirttiği yılları hiç yaşanmamış kabul etmektedir. Fabldaki kaplumbağa duygusu içinde acelesi yoktur yoksulların. (Acelesi olan Ali Dibo’cular ve diğer destekçilerdir.) Oysa çok zor günler geçmiştir; açlığın, yoksulluğun, kimsesizliğin, parasızlığın acısını sadece çekenler bilir. İki adımı bile Mercedes’leri içinde atanların yoksulluk edebiyatı yapmaları yoksullarla alay etmektir. Kayışı alan almıştır, çalışan çalışmıştır ama çalışmadan hazıra konan bellidir ve her şey tersinedir.
Yoksullar AKP’yi iyi tanımalıdırlar! Nasıl daha fazla yoksullaştıklarını görmelidirler. Bu iktidar döneminde-öyküdeki kaplumbağa yürüyüşü gibi-gıdım gıdım ücret zammıyla(!) çalışanlar (emekçiler) varsıllaşmadı, daha da yoksullaştılar. Çünkü onlar yumurta mumurta, gemi memi ticareti yapmamışlardı. Çünkü yine Cudi’de, Gabar’da ölenler kendileriydi, çünkü askerliklerini bedelli yapmamışlardı.
Ülkede-giderek artan bir hızla-gasp, dolandırıcılık, kapkaç, tecavüz, taciz, hırsızlık, cinayet gibi suçlar-yoksulluğun da katkısıyla-artmaktadır. Suç ve ceza ülkesi olmaktan çıkar durumdayız. İnsanlar yanlarında işlenen cinayetlerde bile tanıklık yapmıyor-yurttaş olma duyarlılığını korku(tma) bastırıyor. Suçun belki de cezası olamıyor. Oysa hukuk ve adalet istiyoruz. Çünkü korkunun olmadığı bir ülkeyi ancak bunlar yaratabilir. Dinin Allah’la insan arasında bir inanç olmasını isteriz, çünkü ikisinin arasındaki aracıların (din tacirleri) melek olmadıkları kesindir.
| 17 10 2007 - Bülent Tekin |  |  |
Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 438
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com All right reserved Yazılarla İlişiki Seçenekleri
Users' Comments ()
|
|
|