Skip to content
Avrupa'nın en büyük fotoğraf kulübü Flickr'da Mardin
Buradasınız:
İdris-i Bitlisi'den Barzani'ye!

Tarih kitapları Yavuz Sultan Selim'in Çaldıran seferine çıkarken -öncesinde ve sefer sırasında- Kürt aşiretleriyle kurduğu ilişki hakkında önemli bilgiler verir. (Mesela İ. Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, II, 275 vd.)
Bu bilgilerden anlıyoruz ki, bugün Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğu'su ile tabii uzantıları durumunda olan Kuzey Irak ve Suriye'de yaşamakta olan Kürt aşiretlerinin verdiği karar, savaşın genel gidişatı ve elbette Osmanlı'nın Doğu'daki varlığı üzerinde belirleyici rol oynamıştır. Osmanlı ordusu Tebriz'den ayrıldığında Diyarbakır Safeviler'in kuşatması altındaydı. Kuşatmanın kaldırılması için Konya Beylerbeyi Hüsrev Paşa görevlendirildi. Şeyh İdris-i Bitlisi belli başlı Kürt beyleri ve 10 bin gönüllü Kürt ile ona iltihak etti. Karahan dayanamayıp Mardin tarafına çekilmek zorunda kaldı; böylece Diyarbakır ve Mardin Osmanlı'ya geçmiş oldu.

Bu olayda Şeyh İdris-i Bitlisi büyük rol oynadı. Bu suretle Urmiye, İtak, İmadiye, Cizre, Eğil, Bitlis, Hizan, Garzan, Palu, Siirt, Hısn-ı Keyf (Hasankeyf), Meyyafarikin (Mafarkın), Cezire-i İbn Ömer ve diğer 25 önemli mıntıka beyi Osmanlı'ya dahil oldu. Bunların arasında Kürt beylerinden Bitlis hakimi Emir Şerafeddin, Hizan meliki Emir Davud, Hısn-ı Keyf emiri Melik II. Halil ile İmadiye hakimi Sultan Hüseyin önemliydiler. Osmanlı'ya katılan eyalet ismiyle büyük Kürt beyleri sancakları şunlardı: Cezire, Bitlis, Suran, Hısn-ı Keyf, İmadiye, Çemişkezek. Aşağı Kürt beyleri: Hizan, Sason, Palo, Çapakçur, Eğil, Sincar, Elok, Çermük, Hızo, Zerik ve Siverek.

Tarihçilerin ortak kanaatine göre, ancak bundan sonra Mısır seferi rahatlamış, özellikle Halep'in iltihakından sonra Malatya, Urfa, Behinsi, Ergani, Harput, Divriği, Siverek ve ikinci defa Mardin Osmanlı idaresine katılmıştır. Elcezire ve Doğu Anadolu'nun elde edilmesi sürekli bir biçimde uğraşılarak üç senede sona ermiş ve bu uğraşıda Şeyh İdris-i Bitlisi'nin yine büyük hizmetleri görülmüştür.

Yavuz'un Kürt beyleriyle kurduğu ilişkinin esası "karşılıklı işbirliği ve çıkar"dır. Zaten Osmanlı idaresinin eyaletlerle olan ilişkisi belli çerçevede oluşmuş akitlere dayalıydı. Mesela belli bir vergi ile savaş zamanlarında verilecek asker sayısının tespiti dışında rahatsızlık verici mükellefiyetler yoktu. Eyaletler kendi sivil hayatlarında serbest idi; Osmanlı devleti kimsenin yaşam biçimine, dinine, örf-âdet ve diline müdahale etmezdi.

Bugün için durum, bu çerçeveden tümüyle kopuk değil. Kürtler, yeni bir tarihin eşiğinde bulunduklarını düşünüyorlar. Ortadoğu halkları farklı bir mecrada akıyor; Kürtler her ne istiyorsa, kendilerini Müslüman dünyanın ve bölgenin kaderinden, içine girdiği ana mecradan ayrı tutamazlar. Ancak Kürtlerin tarihte olduğu gibi, bugün de karşılıklı dayanışma ve çıkar temelinde sağlıklı, adil ve kalıcı işbirliklerine ihtiyaçları var. Aksi halde ne kendileri huzur bulur ne bölge yabancı istila ve müdahalelerden kurtulur.

Kendisine çok kızdığımız Barzani, satır aralarında önemli şeyler söylüyor: "Irak'ta Sünnileri 21 Arap ülkesi destekliyor, İran ve bütün Şii dünya Irak Şiilerinin arkasında. Bizi destekleyen kimse yok. Bizim Amerika ve İsrail'e yakınlaşmamızdan şikâyet edenler biraz da kendi tutumlarına baksınlar!"

Barzani, büsbütün haksız mı, bölünme sürecindeki Irak'ta pozisyon almaya çalışırken, kimi işaret ediyor? Türkiye, Suriye, Irak ve İran muttasıl bir coğrafyayı paylaşıyorlar; ne Türkiye'nin iktidar elitleri sanki Londra'nın lordlarıymış gibi oryantalist bir gözle bakıp bölgenin gerçeklerine ve tarihe sırtlarını çevirebilirler, ne bölge ülkeleri ve güçleri bu hengâmeden tek başlarına tam kazanç sağlama tamahkârlığıyla bir yere varabilirler. Bana kalırsa Kürtler ve çok kızdığımız Barzani de bunun farkında. Fakat Şeyh İdris-i Bitlisi'nin kim olduğunu dahi bilmeyenler Barzani'yle hangi dil üzerinden ilişki kuracaklarını bilmiyorlar. Maalesef refleksler körelmiş durumda. Batı'dan ithal edilen paketler açıldıkça içlerinden husumet, nefret ve çatışma modelleri çıkıyor.

Bu makaleyi tavsiye et...

14 04 2007 - Ali BulaçYazdırE-Posta

Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 265

  Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:

Güvenlik kodu:* Code
Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved

Yazılarla İlişiki Seçenekleri

Son Güncelleme ( 14 04 2007 )
 
< Önceki

"İnanç turizmi için Mardin eşi bulunmaz bir kent. Dinlerin Dillerin kenti Mardin bence UNESCO kültür mirası listesine girmeyi çoktan haketmiştir. Bir daha ki gelişimde dilerim ki Mardin bir dünya kenti olur."

Manoj K. Bhartı, Hindistan Ankara Büyükelçilik Müsteşarı

 

Avrupa'nın en büyük fotoğraf kulübü Flickr'da Mardin