Skip to content
Avrupa'nın en büyük fotoğraf kulübü Flickr'da Mardin
Buradasınız:
Bu nasıl gaflet!

Ramazan boyunca elimden geldiğince siyasi konulu yazılar yazmamaya çalıştım. Bana öyle geliyor ki, sanki Yüce Allah, senede bir ay bizim gündelik işlerimizi, rutin tempomuzu yavaşlatmamızı murad etmektedir.
Ramazan ayında insanın kendi içinde yolculuğa çıkması, bu arada diğer mü'minlerle birlikte hareket ederek çevresindeki insanların, ailesinin, mahallesinin, yakın akrabalarının, şehrinin, ülkesinin, Müslüman ümmetin ve imkânlar çerçevesinde bütün insanların manevi ve ahlaki yönden takviyesine çalışması gerekir.

Fakat olaylar durmuyor. Bir hafta içinde Şırnak'ın Beşağaç köyü yakınında 12 sivil, Gabar Dağı'nda ve Diyarbakır'da 15 cana kıyıldı. Bu ülkede 1984'ten beri anaların yüreği yanıyor. Bayram arifesinde onlarca cenaze bir kere daha yürekleri yaktı. Bayramdan sonra, süren terör ve caniliğin yöneldiği politik hedefler üzerinde durmaya çalışacağım; ama bugün de, bir insanın diğer kardeşini öldürmeye kalkıştığında bunu nasıl yapabildiği konusu üzerinde durmak istiyorum.

Olayların politik hedefleri, bizi temel bir hakikatten uzaklaştırmasın: Bu bölgede ve bu ülkede yaşayan insanlar olarak bir geminin yolcularıyız. Kaderlerimiz, çıkarlarımız birbirine bağlıdır. Bizi bir arada tutan ana çerçeve zayıflamış bulunuyor. Derin bir gaflet içinde birbirimize diş biliyor, birbirimizin kanını döküyoruz. Bu sadece düşmanlarımızı sevindirir, bizi onlara karşı zayıf düşürür. Mensup olduğumuz dinin amir hükümlerine göre, bırakın birbirimizi öldürmek, birbirimize soğuk davranmak bile yasaktır. Peygamber Efendimiz (sas)'in şu hadisine bakalım: "Canım kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız." (Müslim, İman 93-94) Kardeşine kurşun sıkan bir insan bu ilanın ne kadar bilincinde?

Meseleye bu açıdan da yaklaşılması bazılarını rahatsız eder. Yine onlarca mesaj gelecek, milliyetçi-şoven duyguların kalplerini katılaştırdığı, gözlerini perdelediği insanlar "Sakın bize dinden, İslam kardeşliğinden bahsetme" diyecekler. Ama bir şeyin üstünün örtülmesi (setr-i küfr), hakikatini ortadan kaldırmaz. Türk Kürt'ü, Kürt Türk'ü, Arap İranlıyı, Malay Paki'yi, Tacik Peştu'yu, Beluc Azeri'yi, Kazak Özbek'i, Boşnak Arnavut'u, Çerkez Pomak'ı, Gürcü Filistinliyi, Çeçen Hindu'yu, Şii Sünni'yi, Hanefi Şafi'yi, Maliki Hanbelî'yi, Nakşibendî Kadiri'yi, Bektaşi Alevi'yi, beyaz siyahı, Batılı Doğuluyu sevmek zorundadır. Bu sevgi ihtiyari değildir, mecburidir. Bütün bu insan kategorilerinin ilahı birdir ve O da Allah'tır, bunların tümü İslam ümmetinin şerefli üyeleridir. Müslümanlar bir vücut gibidir -öyle olmak zorundadır-, vücudun bir yerine diken battığında tamamı rahatsızlık duyar. Öyle iken nasıl kendi bünyemize bıçak saplarız?

Kadın-erkek ilişkilerinde, diğer beşeri münasebetlerde "sevgi siparişi" olmaz, ama "Mü'minler kardeştir (kardeş olmaktan başka seçenekleri yoktur)" (49/Hucurat, 10.) Müslüman topluluklar, halklar (şuub), ırklar ve kavimler birbirlerini "küçümseyemezler, küçük göremezler, birbirlerini küçük gören tutum ve davranışlarda bulunamazlar" (49/Hucurat, 11). Herkes diğerinin derdiyle dertlenmek, sorunlarıyla ilgilenmek zorundadır.

Hayat ciddiyet gerektirir, inançlarımız ile hayatımız arasında çatışma olmamalı. İnsan bir şeye ya inanır veya inanmaz. İnanıyorsa inancını ciddiye almak zorundadır. Aksi halde kendi içinde tutarlı olmaz, kendine saygısı kalmaz. Bir Müslüman kendisi için ne istiyorsa kardeşi için de istemeli, neyi istemiyorsa kardeşi için de istememeli. Bir Müslüman hangi nimetlere ve imkânlara sahip ise kardeşi için de bunları dilemeli. Aksi halde inancını, dolayısıyla kendini ciddiye almamış olur. İmanını ve dinini ciddiye almayanların sadece ahirette değil, dünyada da akıbetleri kötüdür, yıkımdır. İslam âlemi bu trajik akıbeti fiilen yaşamaktadır. Nasıl yeterince ibret almıyoruz, bu nasıl bir gaflet Ya Rabbi!..

NOT: Okuyucularımın ve bütün Müslümanların Ramazan Bayramı'nı tebrik eder, intibaha vesile olmasını dilerim.

 

Bu makaleyi tavsiye et...

11 10 2007 - Ali BulaçYazdırE-Posta

Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 374

  Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:

Güvenlik kodu:* Code
Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved

Yazılarla İlişiki Seçenekleri

Son Güncelleme ( 11 10 2007 )
 
Sonraki >

"Dünyanın hiçbir yerinde böyle tarihi yapılara ve özellikle taş işçiliğine rastlamak mümkün değil.

Mardin bir tarih hazinesi.."

Recep Yazıcıoğlu, Erzincal İl Valisi

 

Avrupa'nın en büyük fotoğraf kulübü Flickr'da Mardin